IQNA

18:57 - January 16, 2022
Haber kodu: 3475166
Profesör William Gallois, Dinler arası diyalog genel olarak olumlu bir gelişme olduğunu belirterek, "İslam ve Hıristiyanlık arasındaki diyaloglar kamuoyunu etkilemez. Sekülerizmin etkisi dinler diyaloğunun verimli olmasını engellediği için laik dünyada ortaya çıkan tartışmalar, dindarlar dünyasında ortaya çıkan tartışmalardan daha çok toplumları etkilemektedir." dedi.

Dinler arası diyalog, günümüz dünyasında dini meselelere odaklanan gerilimleri ve çatışmaları azaltmanın bir yolu olarak önerilmektedir. Ayrıca sanat ve özellikle dini konulara odaklanılarak oluşturulan sanat, farklı toplumların yakınlaşma faktörlerinden biri olarak belirtilmektedir.

Bu arada İslam sanatı, zenginliği ve tarihi geçmişleri olan çeşitli İslam toplumlarının (İran veya Mısır uygarlığı gibi) kültürlerinden yararlanması nedeniyle birçok sanat eleştirmeni ve özel sanat koleksiyoncusu tarafından değerlendirilmiştir.

William Gallois, İngiltere'deki Exeter Üniversitesi'nde yardımcı doçent ve Akdeniz bölgesi odaklı İslam dünyası tarihi konusunda uzmandır. Şu anda, modern İslam dünyasında öncelikle kültür tarihi üzerinde çalışan bir grup araştırmacıya liderlik ediyor. IQNA ile yaptığı bir röportajda Gallois, İslamofobi ve dinler arası diyaloğun bunu azaltmadaki rolü hakkında şunları söyledi:

IQNA- Son yıllarda çeşitli ülkelerde İslamofobinin büyümesine tanık olduk. Bazıları, bu İslamofobinin, bu toplumlardaki Müslümanların varlığı nedeniyle Batı toplumlarının kültürel bağlamını değiştirme korkusundan kaynaklandığına inanıyor. Bu inanç ne kadar doğrudur?

- Benim düşünceme göre bu konu ülkeden ülkeye değişiyor, ancak tüm Avrupa ülkelerinde bir dereceye kadar İslamofobi var. Çünkü (bu ülkeler) "İslami Avrupa" fikrinin varlığını kabullenemiyorlar. Bu reddetme kültürel ve tarihsel olarak temelsizdir çünkü Arnavutluk ve Kosova gibi ülkeler Avrupalı ​​ve ağırlıklı olarak Müslümandır. Geçmişte İspanya, Portekiz ve Sicilya'da Müslümanlar çoktu, ancak liderler ve halk bu açık gerçekleri görmezden gelmeyi tercih ediyor. Bunun yerine İslam, Avrupa'ya giren yabancı bir unsurun varlığı olarak sunulur ki bu anlamsızdır, çünkü Avrupa Hristiyan olduğu kadar Yahudi ve İslamidir.

IQNA- Bazıları, Müslümanların insan medeniyetinin oluşumundaki rolünün Batılı tarihçiler tarafından büyük ölçüde göz ardı edildiğine inanıyor. Sizce bu ne kadar doğrudur?

- Bunun kesinlikle doğru olduğunu düşünüyorum ve topluluklarımıza çok zarar veriyor. Tarihçilerin ve diğer bilim adamlarının insan medeniyetini şekillendirmede Müslümanların rolünü açıklamadaki başarısızlığı, eğitim, kültür ve medya gibi alanların İslam tarihini, özellikle Avrupa ve İslam tarihinin iç içe geçme yollarını derinlemesine anlamadığı anlamına gelir.

IQNA- Dini gerilimlere ek olarak (farklı dinlerin takipçileri arasında), özellikle Hristiyanlar ve Müslümanlar arasında dinler arası diyaloğun yayılmasına tanık oluyoruz. Sizce bu önlemler bu iki büyük dinin mensuplarının birbirlerine olan olumsuz bakış açısını ne kadar azaltabilir?

- İnançlar arası diyaloğu çok olumlu bir adım olarak düşünüyorum ama genel kamuoyunu etkilemediğini söyleyebilirim. Bu tür etkinliklere katılanların sayısı aslında çok azdır ve değişimi getiren tartışmalar dindarların dünyasında değil laik dünyada tartışmalardır.

IQNA- Sizce İslam sanatına odaklanan sanat sergilerinin düzenlenmesi Müslümanların bakış açısının geliştirilmesinde ne kadar rol oynayabilir?

- Sanatın insanların bakış açılarını değiştirebileceğine yürekten inanıyorum. Örneğin British Museum'daki Hac sergisini ele alalım. Bu sergiyi yüzbinlerce insan gördü .

Ancak hem İslam dünyasında hem de Batı'da İslam sanatının kimliğinin popüler algısı ile ilgili temel bir sorun var. Örneğin birçok kişi, bazı İslam kültürlerinde sembolik geleneklerin geliştiğini gösteren minyatürler, heykeller, mücevherler, halılar vb.'den elde edilen sayısız kanıta rağmen, İslam'ın insan ve hayvan figürlerinin tasvirini yasakladığına inanıyor.

Örneğin çağdaş Senegal'i ele alalım. Ülke neredeyse yüzde 100 Müslüman, inanılmaz bir kültüre sahip ve Senegalli dini lider ve Müridiyye mezhebinin kurucusu ve diğer Müridiyye Sufi liderleri olan Ahmadu Bamba'nın tasvirinde derinden kök salmış durumdadır. Ne yazık ki, bu tür kültürler Batı'da bilinmediği kadar İslam dünyasının diğer bölgelerinde de göz ardı edilmiştir.

IQNA- Tarih boyunca Müslümanların ve Hıristiyanların kültürel alışverişlerinin günümüz insan kültürü üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?

- Günümüz insan kültürünün Müslüman-Hıristiyan ilişkileri tarihindeki iki kilit dönemden derinden etkilendiğini düşünüyorum. İlk dönem, felsefe, bilim ve sanat gibi bir dizi alanda iki kültürel geleneğin olumlu değişimine tanık olan MS 900'den MS 1800'e kadardır.

ikinci aşama MS 1800'den günümüze kadar yani Avrupa kolonizasyonu (ve Avrupa-Amerika dünyası) anından itibaren, Avrupa dışındaki dünyaya siyasi olarak hükmetmeye çalışmaktadır. İslam'ın şeytanlaştırılması bu projenin temel taşlarından biriydi ve etkileri bugün de devam ediyor.

4028057

İsim:
Email:
* Yorumunuz:
* captcha: