İslam Kültürü ve Düşüncesi Araştırma Enstitüsü akademik öğretim üyesi Hüccetül İslam Velmüslimin Ali Rıza Kaiminiya, "Ölüme Yakın Deneyimler" toplantısında, farklı kültür ve dinlerde yaşanan tecrübeler konusuna değinerek bu tecrübelerin İslam’da temeli olmadığını söyledi. Metinin özeti aşağıda yer almaktadır:
Hristiyanlık Protestanlığa doğru giderek, doğal yolu izlediği veya Budizm'i bir din olarak kabul edersek, Buda'nın dini tecrübesi onun merkezini teşkil eder. Ancak İslam'da durum böyle değildir.
İslam'ın üç boyutu vardır: akılcı, deneysel ve şer’î, fıkıhî ve kanuni.
Örneğin Hıristiyanlıkta fıkıhî ve kanuni konulara çok az vurgu yapılırken İslam’da akılcı ve fıkıhî yönlere büyük önem verilir. Yahudilikte ise fıkıhî yönünün ağır bastığı görülmektedir.
İslam'da dindarlığın temeli dini tecrübeler ve deneyimler değildir. Dini tecrübelerin boş, değersiz ve tevehhüm olduğunu söylemiyoruz. Daha doğrusu tartışma bununla ilgilidir ki İslam'da dindarlığın bu tür konulara dayanamayacağı ve akla dayanması gerektiğidir, bu nedenle sezgi ve şühûd fıkhın temeli olamaz.
Dini deneyimleri teşvik etmek batıl inançları artırır
Toplumda bu tür şeyleri teşvik etmek hurafeleri artırır ve muhatablar böyle insanları gördüğünde ve rüyada veya ölüme yakın bir deneyimde imam gördüğünde kendini iyi hisseder ama bunun olumsuz etkilerini de incelememiz gerekir. Büyük arifler bile sezgilerini (Şühûd) bir kez bile toplumun yönetimine ve bilimsel konular için temel almamıştır. Çağdaş dönemin en büyük mutasavvıflarından İmam Humeyni (ra)hiçbir zaman bu tür konularda ısrar etmemiştir.
Tüm dini deneyimler gerçekçi değildir
Genel olarak dini tecrübelerin gerçekçi olup olmadığı söylenemez. Bu meselenin bir örneği, rüyada ve rüyanın İslami gelenekteki yorumundadır. Bazen bir rüyayı dürüst ve gerçek bir rüya olarak yorumlarız bazen de rahatsız edici rüyalar olarak adlandırırız.
Farklı türde dini deneyimler vardır ve kesinlikle bazıları insan nefsinin ürettiği şeylerdir. Bunlardan bazıları gerçekçiliğe sahiptir, ancak gerçekçiliklerinin yoruma ihtiyacı vardır ve herkes onu yorumlayamaz. Herkesin anlayamayacağı semboller vardır. Bazı dini deneyimler gerçekten açık ve yadsınamaz.
Bazı ortak noktalara rağmen dini deneyimlerde çatışma olabilir
Çoğu insan ölüm tünelini ölüme yakın deneyimlerde görür, çünkü insanlar ortak bir sinir yapısına sahiptir, ancak bu deneyimlerde birçok çelişkili vaka görüyoruz. Bu nedenle, epistemolojik açıdan bu tür deneyimler güvenilir değildir. Ama biz inanıyoruz ki, eğer Kur’an ölümden sonraki dünyadan bahsetmeseydi, diğer dünyaları anlayamazdık.
Madde ve madde ötesi alemi arasındaki şeffaf sınır
Felsefi geleneğimizde, maddi dünya ile madde ötesi alem arasında net bir sınır vardır ve nefs madde ötesi alem içindir ve beden madde içindir, ancak felsefi kavramlar bize gerçekten yardımcı olmaz. Dolayısıyla bu tartışmada dikkate almamız gereken farklı unsurlar var. Bu sırada, holografi konusu varoluşun daha yüksek seviyelerinde var olan her şeyin daha düşük varoluş seviyelerinde de var olduğu sonucunu açıklar.