
Bekaî, 12 gün süren savaşın ardından ABD kaynaklı tehditlerin arttığına işaret edilerek İran’ın Rusya ve Çin ile savunma ve askeri alanda istişare ve iş birliği olup olmadığı yönündeki bir soruya yanıt verdi. Bekaî, İran’ın hem Rusya hem de Çin ile ilişkilerinin karşılıklı saygı ve ortak çıkarlara dayanan, köklü ilişkiler olduğunu belirterek, her iki ülkeyle savunma alanındaki iş birliğinin uzun bir geçmişe sahip olduğunu ifade etti. İran ile Çin ve Rusya arasında önemli anlaşmalar bulunduğuna dikkat çeken Bekaî, Çin ile yapılan anlaşmanın Tahran–Pekin ikili ilişkilerinin en önemli dayanaklarından biri olduğunu söyledi. Rusya ile ise kapsamlı bir stratejik ortaklık anlaşmasının bulunduğunu belirten Bekayi, bu anlaşma kapsamında savunma alanındaki iş birliğinin de yer aldığını vurguladı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, söz konusu iş birlikleri, temaslar ve istişarelerin güçlü bir şekilde devam edeceğini kaydetti. Açıklamasının devamında Rusya ve Çin’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin iki önemli üyesi olduğuna işaret eden Bekaî, her iki ülkenin de uluslararası barış ve güvenliğe ilişkin Güvenlik Konseyi sorumluluklarına duyarlı olduklarını ifade etti. Son gelişmeler çerçevesinde İran’ın her iki ülke ile de yakın temas halinde olduğunu sözlerine ekledi.
Her türlü saldırıya kapsamlı ve caydırıcı bir karşılık verilecektir - Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekaî, ABD’nin bölgedeki hareketliliği ve Körfez İşbirliği Konseyi üyeleriyle düzenlediği tatbikata ilişkin bir soruya, İran’ın bir hibrit savaşla karşı karşıya olduğunu ve bu durumun devam ettiğini belirterek, Siyonist rejimin haziran ayında İran’a yönelik askeri saldırısının ardından son aylarda da ABD ve İsrail rejimi kaynaklı yeni iddia ve tehditlerle her gün karşı karşıya kalındığını yanıtını verdi. Bölge ülkelerinin, bölgede yaratılacak her türlü güvensizliğin hedefinin yalnızca İran olmadığının ve güvensizliğin bulaşıcı bir nitelik taşıdığının farkında olduklarını ifade eden Bekaî, bu nedenle bölge ülkeleri arasında ortak bir kaygının bulunduğunu vurguladı. Bekaî, barışa ve uluslararası hukuka saygıyı esas alan her ülkenin, ABD’nin diğer ülkelere yönelik tehditleri karşısında açık bir tutum alması gerektiğini dile getirdi. İran’ın kendi kapasitesine ve geçmiş deneyimlerine, özellikle haziran ayındaki kahramanca mücadele deneyimine dayandığını belirten Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ülkesinin her zamankinden daha güçlü bir şekilde, her türlü saldırıya kapsamlı ve pişmanlık doğuracak bir karşılık vereceğini kaydetti. Siyonist rejim, isimleri vatandaş olsa bile Filistinli ve Arap olanlara yönelik ırkçılığını sürdürüyor Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekaî, düzenlediği basın toplantısında "1948’ten bu yana Siyonist rejimin vatandaşları olarak kabul edilen Arapların öldürülme oranını gösteren bir rapor yayımlandı. Rapora göre, geçen yıl yaklaşık 260 Filistinli Arap öldürüldü ve son bir ayda 20’den fazla cinayet vakası yaşandı. Bu durum, Siyonist rejimin, isimleri resmi olarak vatandaş olsa bile yalnızca Filistinli ve Arap oldukları için uyguladığı ırkçı politikaları sürdürdüğünü ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı. Bekaî, bu durumun, eski BM İnsan Hakları Raportörü Michael Lynk’in Mart 2022’de Siyonist rejimde “apartheid yönetimi” olarak nitelendirdiği olguyu doğruladığını belirtti.
Çifte standart ve seçici yaklaşımın zararını Avrupalılar gördü - Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekaî, Avrupa ülkelerinin tepkilerine ilişkin olarak “Dışişleri Bakanı’nın ‘Avrupa, ABD’nin Grönland’a karşı uyguladığı muameleye layıktır’ yönündeki sözleriyle ilgili olarak, İran’ın Grönland konusundaki tutumu nettir. Ulusal egemenliğe ve devletlerin toprak bütünlüğüne saygı temel bir ilkedir. Eğer istisnalar kabul ederseniz, diğer durumlarda ilkesel tutumunuzu sürdüremez ve çelişkiye düşersiniz. Batı’nın ciddi şekilde düştüğü problem budur. Yakın zamanda Kanada Başbakanı da uluslararası hukukun seçici şekilde uygulandığını kabul etti ve bu hatalarını itiraf ettiler.” açıklamasında bulundu. Bekaî, Dışişleri Bakanı’nın bu açıklamasının amacının Avrupa taraflarını uyarmak olduğunu belirterek “Birleşmiş Milletler Şartı’nın temel ilkelerine çifte standart uygulamak, bu ülkelerin kendilerine zarar verir. Belki kısa vadede kendi çıkarlarını sağlayabilirler, ancak sonuçta bu tutumun zararını kendileri görür. Nitekim İran’ın nükleer konusundaki sessizlikleri, yasadışı uygulamaların ve uluslararası ilkelere saygısızlığın birikmesine yol açtı ve Avrupa’yı kendi egemenliğini tehdit altında bırakacak duruma getirdi” dedi.
İran, her türlü saldırıya karşı tam hazır- İran, kendini savunma konusunda olağanüstü bir yeteneğe sahip olduğunu vurgulayan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü “Her türlü saldırı ve tehdide karşı kararlı, kapsamlı ve tam güçle yanıt vereceğiz.” ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekaî, İran ve ABD arasındaki müzakerelerin savaş olasılığını azaltıp azaltamayacağı ve İran’ın İsrail’e önleyici saldırı yapma ihtimali olup olmadığı yönündeki soruya “Hiçbir zaman ne olacağını kesin olarak öngöremezsiniz. Kendimizi savunma konusunda olağanüstü bir kapasiteye sahibiz ve geçmişe göre çok daha hazırız. Bu, bizim sorumluluğumuz ve görevimizdir; İran’ın onuru, ulusal egemenliği ve toprak bütünlüğünü korumak bizim yükümlülüğümüzdür.” yanıtını verdi. Bekaî, İran’ın nasıl tepki vereceğinin oldukça net olduğunu ifade ederek “Daha önce de gösterdiğimiz gibi, her türlü saldırı ve tehdit karşısında kararlı, kapsamlı ve tam güçle mutlaka yanıt vereceğiz. Detayları burada paylaşmak uygun değil ve uzmanlık alanımın da gereği değil. Silahlı kuvvetlerimiz, İran’ın sınırlarını nasıl savunacaklarını iyi öğrenmiş durumdadır” dedi.
IRNA