
Habere göre, üst düzey bir ABD yönetim yetkilisinin The Telegraph gazetesine verdiği bilgiye göre yetkililer, Birleşik Krallık Kraliyet Savcılık Servisi'nin (CPS) itiraz davasını kazanması durumunda 51 yaşındaki Hamit Coşkun'a mülteci statüsü verilmesini tartışıyor.
Coşkun, Türkiye’den Birleşik Krallık’a sığınma talebinde bulunmuştu.
13 Şubat 2025 tarihinde Londra’daki Türk Konsolosluğu’na giden Coşkun, sloganlar atarak bir Kur'an-ı Kerim'i ateşe vermişti. Musa Qadri adlı yoldan geçen bir kişi bu eylemi üzerine Coşkun'a saldırmıştı. Qadri, kamusal alanda saldırı suçundan ertelenmiş hapis cezası aldı.
Coşkun başlangıçta dini kurumlara tacizle suçlandı. Ancak Ulusal Seküler Cemiyet ve İfade Özgürlüğü Birliği davaya müdahil olarak, savcıların aslında 2008'de yürürlükten kaldırılan "dine hakaret" yasalarını fiilen canlandırmaya çalıştığını savundu.
Coşkun dini saikli kamu düzenini bozma suçundan Haziran 2025'te mahkum edildi ve para cezasına çarptırıldı.
Mahkumiyet kararı Ekim 2025'te bozuldu. Hakim, Kur'an yakmanın Müslümanlar için "derinden sarsıcı ve rahatsız edici" olduğunu kabul etse de, ifade özgürlüğünün "rahatsız eden, şoke eden veya huzursuz eden görüşleri ifade etme hakkını da mutlaka içermesi gerektiğini" vurguladı.
"ABD’ye kaçabilirim"
Kraliyet Savcılık Servisi (CPS) şimdi bu kararı Londra Yüksek Mahkemesi'nde iptal ettirmeye çalışıyor. Coşkun, kararın aleyhine çıkması durumunda İngiltere'den ABD'ye "kaçmak" zorunda kalabileceğini söyledi:
Donald Trump ve yönetimi, ifade kısıtlamaları konusunda Birleşik Krallık ve Avrupa hükümetlerini daha önce de eleştirmişti:
Trump, Birleşik Krallık'ın çevrimiçi konuşma yasalarını eleştirerek "tuhaf şeyler
olduğunu" ve bunun "iyi bir şey olmadığını" söylemişti.
Kur’an’a yönelik bu saldırının yasal masraflarını bir kısmını İngiliz Ulusal Seküler Birliği finanse etmişti. Davanın ifade özgürlüğüne büyük bir darebe olduğunu iddia etti. Bu iddia İngiliz muhafazakar partisi tarafından da desteklendi.
4334752