
ABD-İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaş ve İran'ın saldırılara karşı verdiği yanıtı ele almak üzere Türk gazeteci İsmet Özçelik ile bir röportaj gerçekleştirdik:
Mehr- İran’ın bölgedeki ABD üslerine yönelik saldırılarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu durum, ABD’nin bölge ülkelerine sunduğunu iddia ettiği güvenlik şemsiyesinin etkisiz olduğunu göstermiyor mu?
-İran başından beri ABD ve İsrail saldırırsa bölgedeki ABD üslerini vuracağını söyledi. Bölgedeki üsler bölge ülkelerinin toprağı değil. ABD toprağı. O üstlere Suudi Arabistan, Katar, BAE, Kuveyt,Bahreyn, … vatandaşları giremiyor. Bölgedeki ABD üsleri o ülkeleri korumuyor. ABD çıkarlarını ve İsrail’i koruyor. Güvenlik şemsiyesi iddiaları boş çıktı. Kendi üssünü bile koruyamayan ABD o ülkeleri nasıl koruyacak?
Mehr- ABD savaşın ilk günlerinde erken bir zafer sarhoşluğu yaşıyordu ve bu durum Trump’ın açıklamalarında da görülüyordu. Ancak şimdi, savaşın 16. gününde ABD’nin Güney Kore ve Japonya gibi ülkelerden bazı silah ve mühimmatını geri istediği söyleniyor. Siz savaşın gidişatını nasıl görüyorsunuz? ABD’nin sınırsız silah gücü iddiası aslında boş bir iddia mıydı?
-“ABD’nin gücünün yüzde 50’si propagandadır” denir. Bu savaşta bu net olarak görüldü. İlk baştaki hava 2 saat içinde tersine döndü. ABD yöneticileri birbirlerini yalanlayan açıklamalar yapıyor. Tam anlamıyla bir psikolojik savaş yürütmeye çalışıyorlar. Ama tüm dünya gerçeği görüyor. Buna Körfez ülkeleri de dahil. Herkes İran’ın direnişini konuşuyor. Ben savaştan kısa bir süre önce Tahran’daydım. 10-13 Şubat arası. Orada ne duyduysam o oldu. İran Lideri Hamaney’in şehit olması ABD’nin planladığı gibi olmadı. Onlar devlet başsız kalınca, iç kargaşa çıkar beklentisine girmişlerdi. Tam tersi oldu. Bütün İran’ı birleştirdi.
ABD ve İsrail şimdiden mühimmat derdine düştüler. Stoklardakileri kullanıyorlar. Başka ülkelerden istiyorlar.
Savaşın gidişatı ABD içini de karıştırdı. Kongre üyeleri saldırıyı sorguluyor. Kongre izni alınmadı. İnsanlar ekonomik kriz içindeyken savaşa günde 1 milyar dolar harcıyorlar. Savaşın maliyeti hızla artıyor. Trump’a destek düşüyor. İran’a saldırıya destek verenlerin oranı da yüzde 25’lerde. Zaman Trump yönetiminin aleyhine çalışıyor.
Savaşları ölümden korkanlar değil ölümden korkmayanlar kazanır. Üslerdeki ABD askerleri kaçtı. İsrailliler sığınakta. İranlılar ise meydanlarda. Yanlarına bombalar düşüyor. Bir kişi bile meydandan ayrılmıyor. Savaşın sonucunu bu belirleyecek.
Mehr – İran İslam Cumhuriyeti Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı şehadeti öncesi, düşmanların 11 Eylül benzeri komplolar kurma girişimlerinden söz etti. ABD ve İsrail neden İran’a karşı böyle komplolar düşünmeye başladı? Bu durum, düşmanların İran’a karşı yürüttüğü savaşta bir başarı elde etmediğini mi gösteriyor?
Trump Kasım seçimleri öncesi iyice sıkıştı. ABD’nin başını çektiği dünya düzeni kökten sarsılıyor. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Körfez ülkeleri ABD’ye bağımlı. Ama onlar da arayışa girecekler. Bunun işaretleri görünüyor.
Geçmişte ABD Başkanlarından Carter de seçim kazanmak için benzer bir yol denemişti. İran’daki Amerikalı rehineleri kurtarıp şov yapmak istedi. Ama başarısız oldu. Seçimi kaybetti. Şimdi paçayı kurtarmak için her türlü riski almaya hazır bir Trump’la karşı karşıyayız. Ama her hamlesi ters tepiyor. İran saldırısını kendi halkına bile anlatamıyor. Kimseyi inandıramıyor. “İnsanın kendi kendine yaptığını kimse yapmazmış” denir. Trump’ın durumu da bu.
Mehr- Savaşın ilk gününde İslam Devrimi liderinin şehit olduğu görüldü. Dünyada birçok kişi liderin yokluğunda İran’daki sistemin çökeceğini düşünüyordu; ancak şimdi üçüncü liderin seçildiğini görüyoruz. Bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
-İran köklü devlet geleneği olan bir ülke. Bu tür durumlarda nasıl bir yol izleneceği anayasasında, yasalarında belli. O nedenle sistem çökmez. Komutanlar şehit oldu yerleri hemen dolduruldu. Olası kayıplar olursa onların yerlerine kimin geçeceği de belli.
Ayrıca İran’da yurtseverlik bilinciyle yetişmiş bir halk var. Büyük İranlı şair Firdevsi bir şiirinde şöyle der:
“…Olmayacaksa İran olmasın benim için ten,
Kalmasın bu topraklarda bir canlı ten.
Vatanımız ve çocuklarımız uğruna,
Namusumuz, küçük çocuklarımız ve yakınlarımız uğruna,
Vatanımızı düşmana teslim etmekten,
Daha iyidir hep birlikte gitmemiz ölüme.
Olmayacaksa İran, bana lazım değil bu can.”
Firdevsi’nin şiiri her şeyi açıklıyor.
Mehr Haber