
Dünyadaki bu stratejik su alanı ve su yolunun adını tahrif etmeye yönelik çabalar, ABD ve Siyonist rejimin İran’a yönelik askeri saldırısından önce de düşmanlar tarafından kesintisiz biçimde sürdürülüyordu ve son yüzyılda bir geçmişe sahip. Bu geçmiş, ilk olarak İngiliz sömürgecilerin bıraktığı mirasla başlamış ve söz konusu su alanının adının değiştirilmesi yönündeki söylemlerle gündeme gelmişti. Bu girişimler bugünlerde ABD Başkanı tarafından yeniden dile getiriliyor. Daha önce Meksika Körfezi’nin adını Amerika Körfezi olarak değiştiren ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı bir paylaşımla Hürmüz Boğazı’nın adını değiştirebileceğini düşündü. Trump neyi hedefliyor? Rus filozof ve düşünür Aleksandr Dugin, İRNA’ya verdiği demeçte, Trump’ın dünyanın bazı bölgeleri ve su alanlarını tek taraflı biçimde kendi tercihine göre adlandırma girişimlerine değinerek, bu sembolik adımın ABD lehine belirli stratejik bölgeler üzerinde kontrol ve nüfuz kurma çabası olduğunu söyledi. Dugin, “Coğrafi yerlerin adlandırılması meselesi siyasi ve tarihsel bir boyut taşır ve Trump’ın Meksika Körfezi’ni Amerika Körfezi olarak yeniden adlandırması tesadüfi değildir” dedi. Rus filozof, açıklamasının devamında, İran’ın mevcut savaşta nihai zafer kazanması halinde Fars Körfezi’nin tarihsel adını koruyabileceğini ifade etti. Tarih boyunca güç dengelerindeki değişimlere ve coğrafi adların zaman içindeki seyrine işaret eden Dugin, “Fars Körfezi’nin Fars olarak kalması için yalnızca bu adın savunulması değil, aynı zamanda İran’ın kahraman halkının şu anda ABD ve İsrail’e karşı yürüttüğü savaşta zafer kazanması da gereklidir” diye konuştu. Dugin ayrıca, Hürmüz Boğazı’nın Fars Körfezi içinde yer almasının ve adının antik İran’da ışığın kaynağı olan Hürmüz (Ahura Mazda) ile ilişkilendirilmesinin tesadüf olmadığını belirterek, bu ismin korunması için gerekli tüm adımların atılması gerektiğini vurguladı. Rusya’da İslami el yazmaları uzmanı Dmitriy Ahmedgaliyev de İRNA’ya yaptığı açıklamada, İran’ın güney kıyıları ve bu suların, Fars Körfezi de dahil olmak üzere, binlerce yıllık uygarlık boyunca ülkenin ve kimliğinin bir parçası olduğunu söyledi. Tarihsel verilere göre bu su alanına ilk atıf milattan önce 400 yılına kadar uzanıyor ve o tarihten bu yana neredeyse tüm haritalarda “Fars Körfezi” adıyla anılıyor. Karadeniz-Hazar Bölgesi Araştırmaları Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Sergis Sergesyan ise, bu su alanı için “Fars Körfezi” dışında herhangi bir adın kullanılmasının ve bölgenin tarihsel haritasındaki unsurların yeniden adlandırılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Sergesyan, bu tür adımların bölge ülkeleri arasında komplo ve ayrışma yaratma amacı taşıdığını ifade etti.
IRNA