
El Umme elektronik gazetesinin haberine göre, ülkede bu açıklamalar geniş yankı uyandırdı. Rani’nin Hintli Müslümanları “Yeşil yılanlar” olarak nitelendirdiği, dini birlite yaşamanın sona ermesi çağrısında bulunduğu ve azınlıklara Hindutvaya bağlılık veya Pakistan’a göç etme seçeneği sunduğu konuşması sadece bir dil sürçmesi değildi.
Uzmanlara ve gözlemcilere göre, bu durum Mumbai Şehir Konseyi ve Mahareştera eyaler seçimlerine hazırlıklarla eşzamanlı olarak yürütülen sistematik mezhepsel kutuplaşma stratejinin bir parçasıydı.
Hindistan içinden ve dışından birçok analist Rani’nin açıklamalarının ülkenin laik anayasal devletten, çoğunluğun egemen olduğu dini ulus devlete dönüşümünün pratik bir tezahhürü olduğuna inanıyor.
Hintli gazeteci ve siyasi analist Aşutuş Yeşil yılanlar” gibi demogojik terimlerin kullanılmasının Müslüman azınlığı şaytanlaştırmayı ve onları hayali bir düşmana dönüştürmeyi böylece Hindu oylarını BJP partisi adaylarının arkasında birleştirmeyi amaçladığını söyledi.
Hindistan’da İslami işler üzerine araştırmacılık ve yazarlık yapan Ziya Selam, bu söylemin geleneksel siyasi kışkırtmanın ötesine geçerek ülkenin anayasasını değiştirme yönünde açık bir girişim haline geldiğini söyledi.
Princeton Üniversitesi’nde siyaset bilimi hocası olarak görev yapmış Pratab Banu Mehta, nefret söyleminin bugün Hindistan’da “en karlı siyasi araç” haline geldiğini ifade ederek “ Başbakan Narandra Modi liderliğindeki iktidar partisi liderlerinin siyasi örtbas girişimi milletvekilleri ve bakanların aşırılık yanlısı açıklamalar yapmasına olanak sağlarken üst düzey yönetim ise uluslararası camiada ılımlı görünmek için sessizliğini koruyor” dedi.
İnsan hakları ve İslami örgütler Kabine Bakanı’nın açıklamalarını kınayarak ülkenin organize mezhepçi şiddete doğru sürüklendiği uyarısında bulundu.
4353894