IQNA

"Ayasofya: Hasretten Vuslata-Nesillerin Hasreti, Milletin Sesi" kitabı yayımlandı

8:56 - July 25, 2026
Haber kodu: 3491505
İletişim Başkanlığı tarafından Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin asli kimliğine kavuşmasıyla vatandaşların duygu ve düşüncelerini paylaştığı CİMER başvuruları kitaplaştırıldı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin asli kimliğine kavuşmasıyla Türkiye'nin 81 ilinden vatandaşların duygu ve düşüncelerini paylaştığı CİMER başvuruları, "Ayasofya: Hasretten Vuslata-Nesillerin Hasreti, Milletin Sesi" adı altında kitaplaştırıldı.

Başkanlıktan yapılan açıklamaya göre, Ayasofya'nın bir ibadethane olmanın ötesinde bağımsızlığın, ahde vefanın ve milli egemenliğin şifresi olduğunu belgeleyen çalışma, vatandaşların bu tarihi olay karşısında tanıklıklarını ele alıyor.

Mimar Sinan'ın minareleriyle asırlardır ayakta tutulan Ayasofya'nın, 6 yıl önce alınan tarihi kararla tüm dünyaya ilan edilmesinin ardından CİMER kayıtlarında yer alan 85 milyonun ortak dili bu eserde yankılanıyor.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran kitap için kaleme aldığı ön söz yazısında, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin, insanlık tarihinin en önemli mimari ve kültürel miraslarından biri olduğuna dikkati çekti.

Yaklaşık bin beş yüz yıllık geçmişi boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan bu eşsiz yapının, mimari ihtişamı, tarihi derinliği ve taşıdığı sembolik anlamıyla insanlığın ortak hafızasında müstesna bir yer edindiğini aktaran Duran, Doğu Roma İmparatoru I. Justinianus tarafından inşa ettirilen ve 537 yılında tamamlanan Ayasofya'nın, döneminin en büyük kubbeli yapısı olarak mimarlık tarihine damga vurduğunu belirtti.

İletişim Başkanı Duran, 1453 yılında İstanbul'un fethiyle birlikte Fatih Sultan Mehmet Han tarafından cami olarak vakfedilmesinin, Ayasofya'yı Türk-İslam medeniyetinin en önemli eserlerinden biri haline getirdiğini dile getirdi.

Yurt içinden ve dünyanın dört bir yanından sevinç, teşekkür ve memnuniyet mesajları geldi

Fatih Sultan Mehmet'in, bu yapının ebediyen muhafaza edilmesini ve cami vasfının devam ettirilmesini açıkça kayıt altına aldığını ifade eden Duran, İstanbul'un fethinin en büyük nişanesi olan Ayasofya'ya, ilerleyen yüzyıllarda Osmanlı Devleti'nin büyük bir hassasiyetle sahip çıktığını ve caminin bakım, onarım ve idamesini titizlikle takip ettiğini hatırlattı.

Mimar Sinan'ın kapsamlı onarımı ve güçlendirmeleri sayesinde yapının günümüze kadar ulaştığını aktaran Duran, zamanla ilave edilen minareler, medrese, kütüphane, şadırvan ve diğer yapılarla Ayasofya'nın zenginleşerek önemli bir külliye kimliği kazandığını bildirdi.

İletişim Başkanı Duran, "Böylece Ayasofya, yaşatılarak korunmuş ve her dönemde insanlığın ortak kültürel mirasının en değerli eserlerinden biri olmayı sürdürmüştür." ifadelerini kullandı.

Asırlar boyunca ibadetle özdeşleşen bu abidevi yapının kendi kimliğinden uzaklaştırılmasının, aziz millette karşılık bulmadığına dikkati çeken Duran, Ayasofya'nın yeniden ibadete açılması yönündeki temenninin, seksen altı yıl boyunca milyonlarca insanın gönlünde canlılığını sürdürdüğüne vurgu yaptı.

Duran, şöyle devam etti:

"10 Temmuz 2020 tarihinde Danıştay'ın 1934 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı'nı iptal etmesinin ardından Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın yayımlanan müjdesiyle Ayasofya yeniden cami olarak ibadete açılmış, milletimizin hasreti vuslata dönüşmüştür. Ezanların yeniden kubbesinde yankılanması, ilk cuma namazının yeniden eda edilmesi ve milyonlarca insanın bu ana şahitlik etmek için Ayasofya'ya akın etmesi, bu kararın toplum vicdanındaki karşılığını açıkça ortaya koymuştur. Yurt içinden ve dünyanın dört bir yanından gelen sevinç, teşekkür ve memnuniyet mesajları, Ayasofya'nın yalnızca tarihi bir eser değil, güçlü bir aidiyet duygusunun, ortak hafızanın ve manevi bağlılığın da sembolü olduğunu bir kez daha göstermiştir."

"Ayasofya: Hasretten Vuslata-Nesillerin Hasreti, Milletin Sesi" kitabına, "https://yayinlar.iletisim.gov.tr/detay/ayasofya-hasretten-vuslata" adresinden ulaşılabilir.

AA

captcha