Filozof düşüncesinin gerilim ve radikalizme karşı çıktığını belirten Dr. Goheri, merhum Allame Tabatabai'nin düşüncesini takrib düşüncesi olduğunu ve kendisinin düşünceleri irdelendiğinde sürekli vahdet doğrultusunda hareket ettiğinin anlaşılacağını vurguladı.
Dr. Goheri merhum Allame Tabatabai'nin felsefe alanında özel yenilikleri bulunduğunu ve ayrıca Kur'an'ı Kerim ile ilgili tefsirlerinde bir nevi İslami vahdet'e çağrının göze çarptığını, belki pratikte böyle bir harekete öncülük etmemiş olmasına karşın sözde ve kelamda bu düşüncenin izlerini kendisinde görmenin mümkün olduğunu hatırlattı.
Merhum Allame Tabatabai'nin Tefsirül Mizan adlı eserinin tüm İslami mezheplerin ilgilendiği bir eser olduğunu ve içinde ihtilaf yaratacak her türlü konudan kaçınıldığını belirten Dr. Goheri, Tabatabai'nin bu eserinde imam ve masumdan söz ettiği zaman görüş farklılıklarını da dile getirdiğini, asla kesin tavır sergilemediğini ve konuları tartışmaları ile birlikte sunduğunu kaydetti.
Dr. Goheri tarih boyunca kelam konularının bir çok değişime uğradığını belirterek Şii mezhebinin masum imamlardan algılaması konusunda gündemde olan sorunun, acaba hicretin 2. yılında var olan algılamanın 7. yüz yılda veya günümüzdeki algılama ile aynı olduğu sorusu olduğunu veya acaba şimdiki imamet kavramının tarih boyunca değişmediği sorusu olduğunu belirterek Ehli sünnetin sahabe hakkında da benzer şekilde düşündüğünü kaydetti.
Dr. Goheri vahdet oluştuğu zaman kimin lehine olacağını veya Danimarka gibi bir ülkede İslam dini ve peygamberine ihanet edildiği zaman kimin zarar gördüğünü anlamak gerektiğini, her halükarda hepimizin İslam adı altında bir toplum olduğumuzu ve vahdetin yararları olacağını anlamamız gerektiğini ve bir birimizi tahammül etme kültürümüzü İslam peygamberinden (s.a.a) öğrenmemiz gerektiğini vurguladı.