Siyonizm ve Yahudilik araştırmacısı Ali Maruf Arani, “Gazze: İnsanlığımızn aynası! Müslümanların yıkılan hayallerinden sadece bir hatıra” başlığa altında Iqna’ya gönderdiği yazısında şu açıklamalarda bulundu:
Gazze Şeridi’nin işgali, Siyonist rejimin Arap ülkeleriyle normalleşme sürecini olumsuz etkileyebilir. Suudi Arabistan ve diğer Arap ülkeleriyle normalleşme, İsrail için diğer programlarını etkileyecek kadar yüce bir hedef değildir.
Tel Aviv, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesinin bedeli olarak Filistin devletinin kurulmasını öne süren ve daha sonra geri çekilip, Gazze’deki savaşı sona erdirmek gibi daha alt düzeyli koşullara başvuran Arap ülkelerinin, Gazze’deki Filistinli mültecilerin durumunun iyileştirilmesi karşılığında İsrail’in Gazze şeridini işgal etmesi gibi bir koşul karşılığında kolayca taviz verebileceği sonucuna varmıştır.
İşgalci rejimin Gazze’nin savunmasız ve masum halka yönelik saldırıları devam ederken, Gazze ve Filistin’e komşu Arap-Müslüman ülkeler, Doğu ve Batı’da insan haklarını savunduğunu iddia eden insan hakları kuruluşları İsrail’i engellemek için sadece kınama ve ahlaki açıklamalar yapmakla yetinmiş, fiilen bu suçları durdurmak için hiçbir adım atmamışlardır.
İslam ülkeleri ise tam bir sessizlik içinde işgalci rejimin devam eden suçlarını engellemek için hiçbir somut adım atmayarak ölümcül bir sesizlikle yaşananları izlemektedir.
Dünyanın bu konuda daha somut adımlar atması gerektiğine ve Filistin meselesinin yeryüzündeki inançlı insanlar arasında dayanışmanın odak noktası ve ifadesi haline gelmesi gerektiğine inanıyorum. protestolarda sesimizi daha da yükseltmemiz şart.
Siyonist rejim Gazze’yi bombalayarak ve insanları öldürerek Gazze’ye girmenin yolunu açmaya çalışıyor. Ancak bu işgalci rejim için yüksek insani ve lojistik maliyet demek.
İsrail’in Gazze’ye girmesi, şiddetli ve yakın mesafeli bir savaş anlamına gelecek ve gaspçı rejimin elinde 600’den fazla ultra modern uçak olmasına rağmen, bu durum İsrail’in yenilgisine yol açacaktır.
İsrail uluslararası ilişkilerini orman kanununa göre yönetiyor. Avrupa ülkeleri ne yazık ki insan hakları meselesini hedeflerine ulaşmak için bir araç olarak kullanıyor; bunun bir örneği geçen yıl yaşandı.
Görünen o ki, Amerikalılar, Gazze halkını Sina Çölü’ne ve işgal altındaki Filistin’i çevreleyen ülkelere sürmeyi amaçlayan Siyonist ve Amerikan planını izliyor. Amaçları ise Gazze’yi Filistin coğrafyasından silmektir.
İki bin Amerikan askeri şu anda işgal altındaki topraklarda İsrail ordusuyla birlikte Gazze halkına karşı savaşıyor ve kara harekâtı için hazır bekliyor.
Rejim ordusu, Gazze Şeridi’nin bazı kısımlarını kontrol altına almak ve bölgedeki 2 milyon 200 bin nüfusu Akdeniz kıyısındaki sınırlı bir alana yerleştirmek için Hamas’ı her türlü yolla yenmeyi hedefliyor.
İsrail ordusu 20 yıl sonra Gazze’yi yeniden işgal edecek ve kontrolünü ele geçirecektir. Böyle bir planın uygulanması, milyonlarca Filistinli sivilin yerinden edilmesine ve Akdeniz kıyısındaki dar bir şeritte yaşamaya zorlanmasına yol açacaktır.
Gazze’de her zamankinden daha acı verici olan şey, bu küçük şeridin yıllardır insanlık dışı bir kuşatma altında olması ve halkının en zor insani koşullarda yaşıyor olmasıdır. Çok geç olmadan Gazze’ye bir kez daha bakmalıyız.
İsrail’in Gazze’ye yönelik uğursuz planının amacı kısaca Gazze’ye tamamen hakim olmak, direnişi ortadan kaldırmak, bölgenin demografik ve coğrafi yapısını İsrail lehine değiştirmek ve nihayetinde bölgedeki her türlü Filistin tehdidini tamamen ortadan kaldırarak güvenliği sağlamaktır.
Sonuç olarak dünya artık seyirci kalamaz ve Filistini desteklemek için pratik adımlar atmanın zamanı geldi. Filistin davası, gezegenin dört bir yanındaki inanç ve özgürlük insanlarının koşulsuz dayanışmasının temel ekseni ve tezahürü haline gelmelidir. Protestomuzu her zamankinden daha yüksek sesle haykırmalıyız.
Gazze bugün, insanlığın uyanmış vicdanının nabzıdır. Gazze’ye eylem, dayanışma ve sessizliği bozma bakışıyla bakmalıyız.
4201759