
Şaban veya Şabanu’l-Muazzam, hicrî kameri ayların sekizincisidir ve Hz. Resulullah (s.a.a) bu ayı kendisine mensup sayardı. Rivayetlerde, Resulullah’ın Şaban ayında oruç tuttuğu ve Ramazan ayına hazırlık olarak orucu birleştirdiği belirtilmektedir. Masumlardan nakledilen rivayetlerde, Şaban ayında oruç tutmanın cennete gitmek ve kıyamette ilahî nimetlerle karşılaşmak için tavsiye edildiği ifade edilmiştir.
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Şaban ayı girdiğinde İmam Seccad (aleyhisselam) ashabını toplar ve onlara ‘Ey ashabım! Bu ayın nasıl bir ay olduğunu biliyor musunuz? Bu ay Şaban ayıdır ve Hz. Resulullah (sallallahu aleyhi ve alih) bu ay benim ayımdır’ der. Öyleyse, Resulullah’ın muhabbetini kazanmak ve Allah’a yakınlaşmak için oruç tutunuz. Babam Hüseyin bin Ali’den (aleyhisselam) duydum ki, Resulullah’ın muhabbeti için oruç tutan kişi Allah tarafından sevilecektir, kıyamet günü ona kerametler nasip edilecek ve cenneti ona vacip kılınacaktır.” [1]
Şeyh Tusi, Safvan Cemal’den naklederek İmam Sadık’ın şöyle söylediğini aktarır:
“Bu ayda çevrende olan herkesi oruç tutmaları için teşvik et. Şaban ayının hilali görüldüğünde Resulullah Medine sokaklarında şöyle buyururdu: ‘Ey Medine halkı! Ben Allah’ın size gönderdiği elçisiyim. Bilin ki Şaban ayı benim ayımdır, öyleyse bana yardımcı olanlara Allah rahmet etsin, yani bu ayda oruç tutunuz.’” [1]
İmam Sadık (a.s) ayrıca şöyle derdi:
“İki ayın orucu (Şaban ve Ramazan) Allah’tan tövbe ve mağfirettir.” [2]
Şaban ayı, yalnızca oruçla değil, aynı zamanda tarihî ve manevi olaylarla da zenginleşir. Bu ay boyunca önemli günler ve kutlamalar şunlardır:
Şaban ayı, Müslümanlar için Allah’a yakınlaşmak, Resulullah’ın muhabbetini kazanmak ve manevi arınma için önemli bir fırsat olarak kabul edilir. Oruç, ibadet ve tarihî olayların hatırlanması, bu ayı hem manevi hem de tarihî açıdan değerli kılmaktadır.
Kaynaklar:
ABNA