IQNA

İslam Devrimi'nin Yüce Lideri, Beytüllahülharam hacılarına mesajında:

Yüce Allah'ın silahı, İslam ümmetinin misyonunu belirleyecektir

13:39 - May 26, 2026
Haber kodu: 3490979
İbrahimi Hac mevsiminin gelişi vesilesiyle verdiği mesajda İslam Devrimi'nin Yüce Lideri şunları vurguladı: İslam ümmetinin misyonu, İran ümmetinin ve Direniş Cephesi'nin misyonunu takip ederek, Yüce Allah'ın bu silahı ile belirlenecektir.

İslam Devrimi Lideri'nin İslam ümmetine gönderdiği ve bu sabah Arafat Çölü'ndeki İranlı hacıların başkanı ve Yüce Lider Vekili tarafından okunan mesajının metni şöyledir:

                                                Bismillahirrahmanirrahim

"Lebbeyk, Allahümme lebbeyk, lebbeyk lâ şerîke leke lebbeyk, innel-hamde ven-ni'mete leke vel-mülk..."

Allah'ım! Senin davetine icabet ediyorum; Senin hiçbir ortağın yoktur. Bütün hamdler, bütün nimetler, mülk ve kudret Sen'den ve Sana aittir... Bu yılın Hac mevsimi de gelip çattı ve İslam ümmetinin hacıları, maddi ve sıradan bir yaşamdan ilahi ve saadet dolu bir yaşama hicret etmek üzere kulluk ihramına büründüler ve telbiye getirdiler; Hak Celle ve Alâ Hazretleri’nin kulluğu eksenindeki tevhidî bir yaşam ve Allah'ın ortaklarını reddetmek, nefyetmek ve onlardan beraat etmek. Ancak bu hicret fırsatı yalnızca Allah’ın Evi’nin (Beytullah) bu yılki ziyaretçilerine ve hacılarına ait değildir; İran'ın ve tüm dünyanın, ömürlerinin geçmiş yıllarında hacı olmuş olanlardan, hac amellerini yerine getirmeye henüz muvaffak olamamış olanlara kadar tüm Müslüman erkek ve kız kardeşlerini kapsamaktadır. Bu hicretin şartı; Allah’ın zikri etrafında daimi bir ihrama girmek, hak ekseni etrafında daimi bir tavafta bulunmak, ilahi vazifelerin tehlikeli zirveleri arasında daimi bir sa'y etmek, baştan çıkarıcı cilveleriyle şerir şeytanı ve onun tüm kuyruklarını (uşaklarını) daimi bir şekilde taşlamak (remy), teveccüh ve yakarışla (tazarru) harmanlanmış bir vakfede bulunmak, yatalak fakiri ve yoldan geçeni doyurmak, saptırıcı heva ve arzuları kurban etmek ve içsel pislikleri temizlemek; ve her durumda hizmete hazır olmak ve hakkı savunma bayrağını dalgalandırmaktır. Ve işte böylece İran milleti, İslam Devrimi’nin mikatında tam da bu hicretin yoluna adım attı. Büyük Humeyni’nin İbrahimî çağrısına icabet etti, boyunduruk altına grime kıyafetini çıkardı, dünyevi ve uhrevi saadet ihramını giydi ve lebbeykler söyleyerek, herveleler yaparak saf Muhammedî (sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) İslam'ın maarifi ekseninde tavaf etmeye ve kendisini küresel adaletin dünyayı aydınlatan nuruna ve Velayet-i Uzma'ya yakınlaştırmaya çalıştı. Allahu Ekber, Allahu Ekber, Lâ ilâhe illallah vallahu Ekber, Allahu Ekber ve lillahil-hamd, Allahu Ekber alâ mâ hedânâ.

Evet, Allahu Ekber... Ve işte Müslüman İran milleti kırk yedi yıl önce bu Allahu Ekber silahıyla kıyam etti, tağuti, diktatör ve (dışa) bağımlı Pehlevi rejimini devirdi, açgözlü ve müstekbir Amerika’nın elini ayağını ülkeden kesti ve Siyonizm'in nüfuzunu tamamen koparıp attı.

Saddam'ın Baas rejiminin İran topraklarına tecavüz etmesinden sonra, gayretli mücahitler ve fedakar gençlerin sekiz yıllık Kutsal Savunma destanını yazmaları ve Doğu ile Batı'nın tüm güçlerinin Baas rejimine verdiği desteğe rağmen onu yerine oturtmaları yine bu Allahu Ekber silahıyla olmuştur. Onlar bu direnişi, yıllar sonra düşmanların İslam Cumhuriyeti’ne yönelik ekonomik kuşatmalarına, darbelere, zalimane yaptırımlara, sayısız siyasi, propagandif ve ekonomik saldırılarına karşı da sağlam ve sarsılmaz bir şekilde sürdürdüler.

Ve Allahu Ekber... İslam ümmetinin ve direniş cephesinin mücahit gençlerinin bağlarını İran'dan Lübnan'a, Filistin'e, Irak'a ve Suriye'ye; Afrika ve Yemen'den Afganistan'a, Pakistan'a ve dünyanın tüm özgürlükçü milletlerine kadar sağlamlaştıran yine bu Allahu Ekber silahıydı, ta ki bu kopmaz ip (habl-i metin), işgalci ve gaspçı Siyonist mütecavizlere karşı İslam ümmetinin varlığını savunmak için ayağa kalksın, DEAŞ’ın defterini dürsün, Aksa Tufanı’nı başlatsın ve sarsılmakta olan Siyonist rejimin nefesini tüketsin.

Allahu Ekber; evet, Yüce Allah, vasfedilemeyecek kadar büyüktür... İran İslam Cumhuriyeti'nin, kendisine dayanarak Haziran 2025'teki İkinci Dayatılmış Savaş'ta Siyonist rejimi ağır darbeleri altında çaresiz bırakmayı başardığı, mütecaviz Amerika'ya sert bir tokat indirdiği ve düşmanı, İran'ı teslim alma hedefinde başarısızlığa uğrattığı silah bu Allahu Ekber silahıydı. Ve Allahu Ekber silahı, İran milletine öyle bir güç ve kuvvet verdi ki; asrımızın eşkıyaları eliyle şehit edilen büyük makamlı lider, Peygamberi'in (sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) salih evladı Hazret-i Ayetullahü'l-Uzma Seyyid Ali Hüseyni Hamaney'in —Allah onun şerefli makamını daha da yüceltsin— can yakıcı şehadet hadisesinin ardından, İlahi Bi'set buldu ve ihtiyaç duyulan her alanda topyekûn varlığıyla dünyayı kendi gurur verici başarılarına hayran bıraktı.

Allahu Ekber; şüphesiz Yüce Allah, vasfedilemeyecek kadar büyüktür... İslami İran’daki gayretli savaşçıların ve canını feda eden silahlı kuvvetlerin, direniş cephesinin mücahitleri ve özellikle aziz Lübnan'ın eşliğinde, Üçüncü Dayatılmış Savaş'ta tepeden tırnağa silahlı iki terörist Amerikan-Siyonist ordusuna karşı göz kamaştırıcı zaferler elde etmesi yine bu Allahu Ekber silahıyla olmuştur. Onlar, Cenab-ı Hakk’a tevekkül ederek; karada, havada ve denizde kendi füze ve İHA'ları vasıtasıyla Büyük Şeytan olan Amerika'yı ve onun evcil hayvanı olan Siyonist rejimi taşladılar (remy ettiler) ve Allah yolundaki mücahitlere yardım edileceğine dair ilahi sadık vaadi kendi gözleriyle gördüler.

Ve yine Allahu Ekber; şüphesiz Yüce Allah, vasfedilemeyecek kadar büyüktür ve O'nun orduları (cünûdu) her güce galiptir... Ve işte bu Allahu Ekber silahıyla, İran milletinin ve direniş cephesinin bi’setinin ardından İslam ümmetinin bi’seti gerçekleşecek; müşriklerden beraat (ilanı) ise Haccın taşlama (remy-i cemerat) ritüelinden, dünyanın en uzak noktalarındaki Müslümanların bireysel, toplumsal ve siyasi yaşam sahnelerine yayılacaktır.

İslam ümmeti ve bölge milletleri, bölgenin ve dünyanın yeni düzenini ve gelecekteki geometrisini şekillendirecek pek çok ortak kapasiteye ve çıkara sahiptir. Ben, içtenlik ve ihlasla, tüm İslam ülkelerini ve devletlerini hayır ve iyilik üzere dostluğa ve yardımlaşmaya davet ediyorum; ta ki birbirimizle iş birliği içinde İslam ümmetinin ilerlemesi ve İslam dünyasının meselelerinin çözülmesi yolunda adım atalım. Bu hususta kesin olan şudur ki, zamanın ibresi geriye dönmeyecektir; bölge milletleri ve toprakları artık Amerikan üslerinin kalkanı olmayacaktır. Amerika, bölgede kötülük yapmak ve askeri üs kurmak için artık güvenli bir noktaya sahip olmamasının yanı sıra, günden güne eski konumundan uzaklaşmaktadır. Sarsılmakta olan Siyonist rejim ve İsrail adlı kanserli tümör de uğursuz ömrünün son aşamalarına yaklaşmıştır. Allah'ın lütfuyla ve Kudüs Şehidi olan yüce makamlı liderin —Allah onun temiz ruhunu mukaddes kılsın— on yıl önceki kesin ve geleceği gören sözü uyarınca, o tarihten sonraki yirmi beş yılı görmeyecektir, inşallah.

Bu nedenle bu yıl, müşriklerden beraat meselesi iki kat daha fazla bir öneme sahiptir; Amerika ve Siyonist rejimden beraat etmenin derinliği ve kapsamı, Hac mevsimi ve mikatındaki beraat ritüelinin ötesine geçmiştir. İran'ın ve dünyanın farklı noktalarında ve bu mübarek günlerin ardından "Amerika'ya Ölüm" ve "İsrail'e Ölüm", İslam ümmetinin ve dünyanın mazlumlarının, özellikle de gençlerin yaygın sloganı olacaktır.

Gelecek, İslam ümmetine ve yeni İslam medeniyetine aittir; her birimiz bu geleceğin gerçekleşmesinde ve ona yakınlaşmakta gayretimiz, kapasitemiz ve sorumluluğumuz ölçüsünde rol oynayabiliriz. İranlı Hac ziyaretçileri, bu yılki Hac'da, Üçüncü Dayatılmış Savaş'ın zaferini diğer Müslüman erkek ve kız kardeşlerine anlatmak ve onları aydınlık bir gelecek için umutlandırmak hususunda etkili ve seçkin bir role sahiptirler. Tüm aziz hacılardan, insanlığın kurtarıcısının —Allah onun zuhurunu çabuklaştırsın)— zuhurunun hızlanması için dua etmeye özen göstermelerini; İslam ümmetinin birliği, Filistin'in ve Mescid-i Aksa'nın özgürlüğü, Müslümanların büyük sıkıntılarının giderilmesi ve küresel müstekbirlere karşı nihai zafere ulaşılması için dua etmelerini ve beni de hayır dualarından mahrum bırakmamalarını rica ediyorum.

Allah'ım! Muhammed'e ve Âl-i Muhammed'e salat eyle; lütuf ve şefkat nazarını hacıların ve tüm İslam ümmetinin üzerinden eksik etme. Onlara makbul bir hac nasip eyle; kalplerini marifet ve basiret nurlarıyla aydınlat ve ümmetin halini ıslah etme yolunda hareket etmeleri ve İslam düşmanlarına karşı nihai zafere ulaşmaları için onların azim ve iradelerini daha da sağlamlaştır.

Allah'ım! Geniş lütuf ve rahmetini Allah yolunun şehitlerinin pâk ruhlarına, özellikle direniş cephesi şehitlerine ve onların başında yer alan yüce makamlı şehit lidere —Allah onun şerefli makamını yüceltsin— nazil eyle. Ümmetin önderinin hidayet ve rehberliğine mazhar olmuş hacıların haccından, ibadet edenlerin ibadetinden ve çaba gösterenlerin gayretinden onun melekûtî ruhuna bolca nasip ulaştır ve İran milletine ve İslam ümmetine, onun yolunu ve hedefini sürdürme hususunda yardım et.

Allah'ım! En yüce salat ve selamlarını Efendimiz ve Mevlamız beklenen Hazret-i Mehdi'ye —Allah'ın salatı ve selamı onun ve pâk atalarının üzerine olsun— nazil eyle; hepimizi ve İslam ümmetini o Hazret’in temiz ve müstecab (kabul olan) dualarına dahil eyle ve dünyayı, vaat ettiğin üzere onun mübarek kademleriyle aydınlat ve süsle ki bizim kalplerimiz o kaçınılmaz vaade duyulan güvenle doludur. "Allah, içinizden iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapan kimselere vaad etti ki, kendilerinden öncekilere verdiği gibi onlara da yeryüzünde hâkimiyet verecek, onlar için hoşnutluğuna vesile kıldığı dinlerinin yerleşip yayılmasını sağlayacak, şu andaki korkularını güvenliğe çevirecektir" (Nur Suresi, 55. Ayet)

Tüm Müslüman kardeşlerimize selam olsun; Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney

 26 Mayıs 2026

 9 Zilhicce 1447

parstoday

captcha